Tüm Yazılar

Gülüşüne dünyaları sığdıran yıldız Kemal Sunal’sız 22 yıl

İyi bir insan olmanın, birbirine güvenmenin, hakikaten sevmenin ve sevilmenin sinemadaki temsiliydi Yeşilçam. Kan bağları olmasa da aile olmaktı. Ve o efsaneleşmiş yılların unutulmaz ismiydi Kemal Sunal.

Ailelerin en güzel akşamlarının olmazsa olmaz konuğuydu. Güzel günleri filmleriyle süsler, kahkahaları ile taçlardı. Her ailenin bir üyesi, bir ferdiydi. Namıdiğer Gülen Adam, Kahkahalar Kralı.

O güldü; savaşlarla, fakirlikle, acılarla savaşım eden bir ülke güldü. O ağladı, göz yaşları arkasından sel oldu aktı. Her insanın içinden bir parçaydı. Kiminin saflığı, kiminin temizliği, kiminin hayalleriydi. Kemal Sunal’ı birkaç kelimeyle anlatmak kolay değildi. Fakat o kendini yaşam verdiği rollerde açıkladı. En güzel şekilde söyledi.

Kimi zaman Zübük oldu politikaya girdi, kimi zaman de dilenci kılığındaydı. Yeşilçam’ın unutulmaz adı, kült filmlerinin mimarıydı. Türkiye’nin Şaban’ı, Kibar Feyzo’su, Tasun Paşa’sıydı.

Yıl 11 kasım 1944. Kemal Sunal soğuk bir kasım sabahı Malatya’da doğar. Babası Malatyalı Mustafa Sunal, ailesiyle Malatya’dan İstanbul Emineönü’ne bağlı Küçükpazar semtine göç eder. Küçükpazar Kemal Sunal’ın hayatında öyleki bayağı bir semt değildi. Oynadığı rollerin temelleri o mahallede atılmıştır. Her bir filmimizde Kemal Sunal’ı çocukluğunun geçmiş olduğu Küçükpazar semtinden birileri vardır.

Anası Saime Sunal ev hanımıdır. Cengiz ve Cemil isminde da iki kardeşi vardır. İlk ve orta okulun arkasından yaşamını değiştiren Vefa Lisesi’ne yazıldı. Vefa lisesinde değişti, daha neşeli bir genç oldu. Derslik başkanı da oldu. Fakat haylaz bir öğrenciydi de. O şekilde ki Vefa Lisesi’nden tam 11 yılda mezun oldu.

Tiyatrocu olmak istediği için okulda müsamereler düzenledi. Hocaları ondaki ışığı derhal fark etti. Özelikle de felsefe öğretmeni Belkıs Bakır bu mevzuyla ilgilendi. Sunal’a “Seni oyunculuğa başlamanı sağlayacak kişiler ile tanıştırabilirim” dedi. Sadece babası Mustafa Sunal, oğlunun tiyatrocu olma isteğine karşı çıktı. Araya gene felsefe hocası girdi. Mustafa Sunal’ı ikna etti.

Babadan izin alan Sunal, Belkıs hocanın da yardımıyla Sevecen Kenter ile tanıştı. Bu sayede Kemal Sunal büyük bir sahnede ilk kez rol aldı. Tiyatro oyunun adı Deli İbrahim’di. Oldukca minik bir görevi vardı fakat öyleki aşk ile öylesine sevgi ile bağlıydı ki o minik rol bile parlamasının önüne geçemedi. Sevecen Kenter tiyatrosunda fazlaca fazla durmadı, ayrıldı. Pendik Tiyatrosu’nun kurulacağını duydu. Uzun seneler arkadaşlık yapacağı Bülent Kayabaş ile burada tanıştı. Tiyatro pek ilgi göremeyince kapanmış oldu.

Usta oyuncu sonrasında Devekuşu Kabare Tiyatroları’nda yer almaya başladı. Münir Özkul onu Dün Bugün adlı tiyatro oyununda izledi. Özkul, Sunal’ın performansından fazlaca etkilendi Yanında oturan Ertem Eğilmez’e “Bak Ertem dikkat et bu çocuğa, iş var bunda” dedi. Eğilmez, Kemal Sunal’ın peşine düştü.

Devekuşu Kabare’de Parlak zeka Alasya, Metin Akpınar, Ayşen Gruda benzer biçimde meşhur adlar ile sahnede roller aldı. Turnedeyken yaşamının aşkı Gül Sunal ile tanıştı. Çift 1975 senesinde evliliğe ilk adımını attı. Bu evlilikten Ali ve Ezo isminde iki evlatları dünyaya geldi.

Sunal’ın ardında olan yönetmen Ertem Eğilmez, Tatlı Dillim beyaz perde filmimizde Kemal Sunal’ı ekibe dahil etti. Bu usta oyuncunun ilk beyaz perde filmiydi. Kemal Sunal filmleri diye uzun seneler anılacak filmler birbiri ardına sıralandı. İnek Şaban, Süt Kardeşler, Çöpçüler Kralı, Davaro, Mavi Boncuk, Sakar Şakir, Canım Kardeşim ve nice unutulmaz film. Usta oyuncu bugüne dek 82 filmimizde rol aldı.

Oyunculuktaki başarısı senelerce konuşuldu. Bazısına bakılırsa sırrı gülüşüydü. Filmlerinde daha fazlaca saf, talihli fakat iyi yürekli insanları canlandırdı. Kapıcılar Kralı filmiyle 14. Antalya Film Festivali’nde en iyi adam oyuncu ödülünü aldı. 2. Ankara Film Festivali’nde en iyi adam oyuncu ödülünü Düttürü Dünya ile kazanmıştır. 35. Antalya Film Festivali’nde yaşam boyu onur ödülüne layık görüldü.

Onunla çalışan tüm yönetmenlerin ve oyuncu arkadaşlarının söylediği tek söz vardı: Disiplin. Bir ülkeyi kahkahalara boğan Sunal, kendi hayatında fazlaca gülmezdi. Şakaları, komiklikleri sever fakat laubaliliğe katlanamazdı.

Rengarenk bir ülkenin ortak noktasıydı. Ülkesine karşı mesuliyet hissederdi. Topluma iyi örnek olmak için ara verdiği üniversite öğrenimine devam etti. 50 yaşlarında diplomasını eline aldı. Yüksek lisans tezi güldürmen kimliği ile Kemal Sunal’ın filmlerinin incelenmesidir. 1990 yılından itibaren filmleri kesintisiz hergün bir kanalda yayınlandı. Sadece bu gösterimlerden sunal para kazanamadı.

Piyasanın en fazlaca iş meydana getiren filmlerinin oyuncusuydu. Sinamada Hababam Sınıfı efsanesi ile kitlelerin gönlüne girdi. Televizyonda ise Kemal Sunal filmi gösteren kanallar bir adım öne geçti.

Birçok yönetmen onu güldürü filmlerinde oynattı sadece o hep değişik bir arayıştaydı. Oyunculukta yenilik yapmak istiyordu. Bu yeniliği Sinan Çetin’in filmimizde buldu. Bu film usta oyuncunun son filmi oldu. Devamlı güldüren adam, Propaganda filmimizde hüngür hüngür ağlattı. Sanki sevenleriyle o filmimizde vedalaştı.

Ve o kara gün geldi çattı. Bir ülkeyi yasa boğacak haber geldi. Kemal Sunal, 3 Temmuz 2000 tarihinde bir tayyare yolculuğu esnasında kalp krizi geçirerek hayata gözlerini yumdu. Haber duyuldu. Kitleler havaalanına akın etti. Haberini meydana getiren gazeteciler dahi göz yaşlarına boğuldu. Dostları, ailesi, sevenleri, bir ülke ağladı. Balalayka filmi için kamera önüne çıkamadı usta oyuncu.

Dolu dolu bir yaşam yaşadı. Gülüşüne dünyaları sığdırdı. Ona duyulan hasret de sevgi de bitmedi. Tersine katlanarak büyüdü. Yeni nesiller gene Sunal filmleriyle büyüdü.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu